|
|
|
Kahve "hemen" (sonraki günlerinde ağzından düşürmediği bir söz) "anında" getirilmeliydi. Olacakları bildiğim için, bütün hazırlıkların önceden yapılmış olmasına dikkat etmiştim: Kahve çekilmişti; su kaynıyordu; ve tam söz verildiği anda, uşağı ok gibi fırladı, kahveyi suya boşalttı. Böylece, geriye sadece, kahveye kaynayacak vakti bırakmak kalmıştı. Ama bu azıcık gecikme Kant'a dayanılmaz geliyordu… Eğer "Aziz profesör, kahve anında hazır olacak" denseydi, "Olacak," derdi, "Ama pürüz şurda, sadece olacak: İnsan asla kutsanmış değildir, ama her zaman kutsanacaktır." Başka biri şöyle bağırsaydı: "Kahve hemen geliyor," "Evet," diye terslerdi, "Önümüzdeki saat de geliyor."
|
|
Abdülhak Şinasi Hisar, Paris'te Yahya Kemal

Colette, Claudine'in Evi

Demir Özlü, Gezintiler II
Elias Petropoulos, Yunanistan'da Türk Kahvesi

Enis Batur, Kediler Krallara Bakabilir

Ernest Hemingway, Paris Bir Şenliktir

Gustave Flaubert, Yerleşik Düşünceler Sözlüğü

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Hayattan Sayfalar

Jean-Paul Sartre

Léon-Paul Fargue, Zehirler

Mahmud Derviş

Marcel Proust

Oktay Rifat, Niko'nun Kahvesi

Paul Valéry, Defterler I

Pierre Loti, İstanbul

Sait Faik Abasıyanık, Kıraathaneler

Salâh Birsel, Kahve

Salâh Birsel, Kahveler Kitabı

Şakiri

Taha Toros, Kahvenin Öyküsü

Théophile Gautier, İstanbul

Thomas De Quincey, Immanuel Kant'ın Son Günleri
|